Milliyet’in en eksik ve en güzel yanı…

* Böbürlenmek. Bu fiil hem en eksik hem de en güzel yanımızı özetliyor aslında.

Türkiye’nin konuştuğu Seçil Erzen olayında bir telefon numarasının peşine düşüp, son gün parasını yatırmaktan kurtulan kişiye ulaşmaktan, odaya giren futbolcuların güvenlik kamerası görüntülerine, iddianamedeki en önemli bilgilerden, Fatih Terim’in avukatına yolladığı mesaja kadar bir sürü olayın haberini ilk gazeteniz verdi. Bu sonuca kolektif bir çalışmayla ulaştık. Başta Haber-Araştırma ekibimizin başındaki Pınar Aktaş olmak üzere, çok sayıda ödülün sahibi muhabirimiz Çiğdem Yılmaz’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Emniyet muhabirimiz Ferit Zengin de, binlerce sayfa klasörlerden oldukça önemli bilgiler çıkardı, elini taşın altından çekmedi.

* Milliyet farkını anlatmak adına verebileceğim bir diğer örnek, Adana’da dere yatağına dökülen 10 ton civarı limonun hikâyesi. Ajanstan gelen ve herkeste olan bu haberin sonundaki, “dökülen limonlar imha edilecek” cümlesinin peşine düştük. Limon kabuğundan elde edilen liflerin kilosunu 4 dolardan ithal ettiğimizi, imha edilen limonların suyu ve çekirdeğinin aslında ekonomiye kazandırılmasının mümkün olduğunun haberini yaptık. Milliyet, israfa, ülkemizin zenginliklerinin çöpe gitmesine karşı durur.

* Attila Gökçe ağabeyimiz köşesinden tüm medyanın konuştuğu haberler çıkarmaya devam ediyor. Beşiktaş Stadı’nın çatısındaki martı dışkılarının yarattığı sıkıntı, önlem için alınan kuş kovuculara otellerin itirazı haberi de çok konuşuldu. Eğitim Servisimiz, yine televizyonların haber kaynağı durumundaydı, yurtlarda kalan öğrencilerin 2. el ürün ve yemek satışı haberini aynı gün 5 ayrı kanalda haber olarak seyrettik. Magazin servisimizin sanatçıların yılbaşı gecesi İstanbul’daki mekanlardan istedikleri ücretler ve yaşanan sıkıntıya dair haberimiz de yine çok konuşulanlar arasında yer aldı.

* Bu çağın en önemli kavramlarından birisi de sürdürülebilirlik ya, habercilik de büyük tehdit altında. Aralarında El Mundo, El Pais gibi devlerin de bulunduğu 83 İspanyol medya şirketi bu hafta META aleyhine 550 milyon Euro’luk bir dava açtı ve bu haksız rekabet ortamında medyanın sürdürülebilirliğinin ortadan kalktığına dikkat çekti. Global sosyal medya devlerinin, AB yasalarına aykırı olarak topladıkları kişisel verilerle reklam pazarında oluşturdukları tekelleşme ortamı ve dijital telif hakkı ödenmeden kullanılan haberler sonunda global bir soruna dönüştü. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman tehlikenin farkında olanlardan ve sorunun çözümü için ciddi bir çaba harcıyor. Bu çaba elbette çok anlamlı ama mutlaka kamuoyu desteği de sağlanmalı. Türk halkının habere ulaşma hakkı AB vatandaşlarının habere ulaşma hakkından daha az değil. Yasalar ve kamuoyu duyarlılığı da buna göre olmalı…

*Geçen haftanın en önemli gündem maddelerinden birisi de Türk-Yunan ilişkileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina ziyaretiydi. Milliyet, Yunanistan’da dikkatle takip edilen bir marka. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sırasında 6 ayrı Yunanistan kanalıyla yeni dönemi konuştuk.

Türk-Yunan Medya ve Akademi Forumu toplantıları için dün bir kez daha Atina’ya geldim. Önümüzdeki 2 gün boyunca sizlere daha güzel haberler ulaştırmayı umuyorum.

Hepimiz için mutlu ve sağlıklı bir hafta diliyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir